İletişim     Künye     Yazarlar       Anasayfa          
Tarafsız Haber
SİYASET   DÜNYA   EKONOMİ   MAGAZİN   SPOR   SAVUNMA   KADIN   TEKNOLOJİ   TÜRKİYE   YAZARLAR   FOTO GALERİ   VİDEO

Tunus'un Osmanlı Ülkesine Katılması

Prof. Dr. Mehmet Maksudoğlu - Tunus'un Osmanlı Ülkesine Katılması


Okunma : 23508
Prof. Dr. Mehmet Maksudoğlu

TUNUS'un OSMANLI ÜLKESİNE KATILMASI

Tunus ve diğer Kuzey Afrika Müslüman ülkeleri, reconquista* hamlesinin kaçınılmaz sonucu olarak, Endülüs'ün âkıbetine uğramak üzere idiler. Hızır gibi yetişen Osmanlı denizcileri olmasaydı, bu haçlı saldırısını durdurabilecek güç yoktu.

Midilli adasının Fâtih devrinde İslâm'a açılmasıyla oraya yerleşen Vardar Yenice'li Yâkub Sipâhi'nin oğullarından Oruç ve Hızır Reîsler, ticâretle uğraşırlarken, kendilerine ‘şövalye' diyen Rodos militanlarının gadrine uğrayıp cihâd faaliyetine yönelmişlerdir. Avrupa'nın çeşitli milletlerinden, seçkin âilelerinden gelen, alabildiğine yobaz bu gençler, Hz. Îsa A.S.ı, kendileri gibi 3 tanrıdan biri olarak kabul etmeyen kâfir (!) Türklerle savaşmak için sıkı bir askerî eğitimden geçer, Müslümanlara zarar vermek için ellerinden geleni yaparlardı. Yavuz Sultân Selîm Hân'ın, kendilerine Sen Jan Şövalyeleri diyen bu zümre ile ilgili olarak, vezîrlerine söylediklerini hatırlayalım: ‘Ben iklimler (ülkeler) fethetmek arzûsundayım, siz beni bir hırsız cezîresini (adasını) teshîr (ele geçirmek, boyun eğdirmek) ile meşgul etmek istersiniz.' (Mustafa Nûri Paşa, Netâyicul Vukû‘ât, I, 80). Yâni, Osmanlı'nın gözünde, Rodos'taki militanlar, hırsız ve haydut idi.

Oruç Reîs ve Hızır Reîs önce Şehzâde Korkut'un himâyesinde çalıştılar. Daha sonra Batı'ya yönelen iki kardeş, cihâdda elde ettikleri ganîmetin beşte birini vermek üzere Tunus Hafsî Sultânı Ebû ‘Abdillâh Muhammed bin Hasan (1493-1526) ile anlaşarak Halkulvâdi'de yerleştiler, gemilerinin sayısı artınca da yine Tunus'a bağlı Cerbe adasına geçip orayı üs edindiler, İtalya kıyılarına akınlar yaptılar.

Bir ara sıla için Midilli'ye dönen kardeşler, Yavuz Sultân Selîm'in himâyesine girmek için Muhiddîn Reîs'i değerli hediyelerle İstanbul'a gönderdiler (1516). Böylece Osmanlı desteğini sağlayan, Anadolu'dan asker yazma iznini alan kardeşler Cicel ve Cezâyir şehirlerini aldılar 1516. Oruç Reîs Cezâyir sultânı oldu. Düşmanları olan Avrupa'lılar, saçı ve sakalı kızıla çaldığı için, Oruç Reîs'e Barba Rossa (kırmızı sakal) lakabını takmışlardı (mâvi sakal'la ilişkilendirmek için mi?). Oruç Reîs, İspanyolların, kendisine karşı kışkırttığı Tlemsen Emîri ile savaşıp Tlemsen'i aldı, fakat İspanyollar da onu Tlemsen'de kuşattı. Muhasarayı yarıp Cezâyir yoluna düşen Oruç Reîs, yanındaki birçok leventle bir köprüyü geçti, köprüyü uçurunca kurtulmuş olacaktı. Fakat, kendisiyle birlikte girdikleri gazâlarda kolunu, bacağını kaybetmiş, arkada kalmış yaralı leventler, İspanyollar yetişmek üzere iken ‘baba' diye haykırınca, Baba Oruç, köprüyü yanındakilerle birlikte geriye geçti, hepsi birlikte şehîd oldular 1518. Böyle bir vefâ sahnesi Avrupalıların târihinde olsa idi, onunla ilgili yüzlerce film çevrilir, bize bile ezberletilirdi! Halbuki, sonucu belli böyle bir mücâdeleye gireceğine, Cezâyir'e gidip leventlerini toplayarak gelir, arkadaşlarının öcünü düşmandan alabilirdi, öyle yapmadı, kendine yaraşanı yaptı: لك هتلكاش ىلع لمعي (İsrâ Sûresi, 84. Âyet : herkes kendine yaraşanı yapar). (Avrupa'lılar ‘öyle dediği için' ‘büyük' kabûl edilen Napolyon Bonapart'ın 1812 yılında, Moskova'da soğuktan donan Fransız askerlerini bırakıp kaçışını hatırlayalım; bir de, güzelim, iri kiraza, bastıbacak Napolyon'un adını veren şaşkınlığa gülümseyelim! iliklerimize işlemiş kültür istilâsının günlük görüntüsü).

* Recoquista : ‘Uzun yıllar önce de olsa, Hristiyan toprağı iken, Müslümanların eline geçmiş olan ülkelerin yeniden geri alınması hareketi' olarak tanımlanabilir. İspanya'da Müslümanlar 800 yıl kaldılar, (Endülüs Devleti) oranın 800 yıl sonra tekrar Hristiyanlarca alınabileceği tasavvur edilebilir mi idi? Biz Müslümanlar, Anadolu'da 1000 yıldan beri varız, Avrupa'lılar, bunu içlerine sindirebildiler mi dersiniz?

Avrupa'lı düşmanları, çok çekindikleri, nefret ettikleri Oruç Reîs'e taktıkları bu barba rossa (kızıl sakal neyi çağrıştırıyorsa!) lakabını, bu defa kardeşi Hızır Reîs için kullandılar, ona Barba Rossa/Barbaros dediler. Halbuki, onun lakabı, Hayreddîndir. Bir kişiye, kendi özel isminden başka bir isim, lakab vermenin altında, ona karşı duyulan düşmanlık ve nefret duygusu vardır. Hızır Hayreddîn Paşa'dan söz eden yerli çağdaş ve daha sonraki kaynakların hiçbirinde ona ‘barbaros' denmez (msl. Bkz.: Seyyid Murâdî, Gazavât-ı Hayreddîn Paşa, Pîrî Reîs, Kitâb-ı Bahriyye, Kâtib Çelebi, Tuhfetu'l Kibâr fî Esfâri'l Bihâr). Ancak, Osmanlı'nın çöküş yıllarında, 19. Yüzyılın ikinci yarısından başlayarak, Avrupa'nın etkisiyle ve şaşkınlıkla bu büyük denizciden ‘Barbaros' diye söz edilir olmuştur. Unutmayalım; o çağlarda, Fransızca üstün görüldüğü için Tanzîmât ürünü şaşkın ‘aydınımız' “Fransızca bilmeyen eşektir” diyordu. Günümüz ‘imâlât' aydınının prototipi bu zavallılar, 11. Yüzyılda yazılmış olan Dîvânu Lugaati't Türk'te, on, yüz, bin, (onbin karşılığı) tümen kelimeleri varken, seksen domuzu saymağa zihin gücü yetmeyen Frenk çobanın, hayvanları yirmişerli dört öbeğe bölüp, dört yirmi (katr ven) dediğini, doksan demek için de buna bir on eklediğini, dört yirmi on (katr ven diz) dediğini farketmiyordu. Kültür İstilâsı, böyle, insanı insanlığından çıkaran bir belâdır, kurbanlarını maddeten canlı bırakan, ama, âdetâ ruhunu çalan çağdaş yamyamlıktır, asker işgalinden bin beterdir. Beşiktaş'taki ‘Barbaros Bulvarı' ismi, bu bilinçsiz alışkanlığın ürünüdür, yine Beşiktaş'taki ‘Hayrettin İskelesi' isminde, bilinç ışıltısı vardır. Anlayana sinek sesi saz! Doğduklarında, âileleri tarafından kendilerine, muhakkak ki iyi niyetle takılan Barbaros ismini taşıyan kardeşlerimi üzmek istemem; öyle isimlenme, en az yüz yıldır ağır baskısı altında kaldığımız, çoğumuzun farkına bile varamadığı kültür istilâsının sonucudur; deniz kuvvetlerimiz bile ‘Barbaros Tatbikatı' yapıyordu; bu ‘yanlış' isimlenme yaygındı, değişmesi zaman alır; yapılan her resmî iş doğrudur diye bir kural yok. (‘Barbaros' adını taşıyan kardeşlerimizin üzülmesi gerekmez. Ahmet Türk, soyadı öyle verilmiş de olsa, Kürtlüğünde devâm eden bir politikacıdır, Mesut Yılmaz'la rakı kadehi tokuşturduğu günleri hasretle anmaktadır. Esas olan, kişinin dünyâ görüşüdür.)

 Oruç Reîs'in şehâdetinden sonra Cezâyir hükümdârı olan Hızır Reîs, saldıran 20.000 kişilik İspanyol ordusunu yendi. Ancak, Cezâyir'i kendi başına uzun zaman savunamayacağını bildiğinden Osmanlı Cihân Devleti'nden yardım istedi. Cezâyirliler, Oruç Reîs'in ve kardeşi Hızır Reîs'in kendilerini İspanyol kâfirinden kurtardıklarını anlatan bir mektubu Osmanlı Halîfe-Sultânına gönderdiler. (Mektubun tercümesi: Topkapı Sarayı Müzesi Kitaplığı, E/6456). Osmanlı Halîfe-Sultânı Selîm, Hızır Hayreddîn Reîs'i Emîr olarak atadı, Cezâyir böylece 1519'da bir Osmanlı eyâleti oldu. Hızır Hayreddîn Reîs, Endülüs'te İspanyol ve Engizisyon zulmüne uğrayıp kıyılara, dağlara kaçan 70.000 Müslümanı kurtarıp Cezâyir'e taşıdı.

Kanûnî Sultân Süleymân'ın dâveti üzerine 1533 yılında İstanbul'a giden Hızır Hayreddîn Reîs, Cezâyir Beylerbeyi ve Gelibolu kaptanı oldu. Hızır Hayreddîn Paşa, Cezâyir'e dönerken İtalya kıyılarını vurdu.

Bu sırada, Tunus'ta hüküm süren Hafsî Sultânı Hasan ile kardeşi Reşîd arasında mücâdele vardı. Hayreddîn Paşa Tunus'u aldı. Almanya-İspanya İmparatoru Şarlken de Tunus'u zaptedip Katolik yapmak istiyordu, 1535 yılında Andrea Dorya'nın başında olduğu 500 gemilik bir donanma hazırlattı, kendisi de Tunus'a geldi. Hızır Hayreddîn Paşa uzun müddet direndi ama 25.000 kişilik Haçlı ordusu karşısında Tunus'tan çıkmak zorunda kaldı. Hızır Hayreddîn Paşa, Cezâyirden denize açıldı, Mayorka adası civârında İspanyolların Tunus'tan naklettikleri esîr gemilerini zaptetti, Müslüman esîrleri kurtardı, İspanyolları tutsak etti, gemilerini yaktı.

Akdeniz'de hangi tarafın üstün olacağını belirleyecek olan savaşta, 28 Eylül 1538 târihinde, Hızır Hayreddîn Paşa, Andrea Dorya'nın başında bulunduğu Avrupa müttefik Haçlı Donanmasını Preveze'de yendi. Andrea Dorya, büyük şerefsizlik kabûl edilen gemi fenerlerini söndürerek kaçabildi. Avrupa takvimlerinin bâzısında 1538 yılının Eylül ayının 28 inci günü ya yoktur, hiç bahsedilmez, yahut savaş küçümsenerek anlatılır, ama 1571 İnebahtı (Lepanto) ballandırıla ballandırıla nakledilir: bu da ‘objektif' tarihçilik olur! (İnebahtı'da, deniz kurdu Uluç Ali Reîs [Kılıç Ali Paşa] Osmanlı Donanma-yı Hümâyûn Kaptân-ı Deryâsı Müezzinzâde Ali Paşa'ya, birçok nasîhatının kabul görmemesi üzerine Haçlı Donanmasının saldırı hedefi olmaması için ‘hiç olmazsa baştarda fenerlerinin giderilmesini' söylerse de kabul edilmez. Yeniçeri Ağası Ali Paşa, denizci Piyâle Paşa dururken, Sokollu tarafından Kaptân-ı Deryâ olarak gönderilmişti; Piyâle Paşa gider de galip gelirse, sadrâzam olma tehlikesi (!) olduğu için. ‘Büyük' devlet adamları bâzan böyle ‘küçük' işler de yaparlar!)

İspanyol yardımıyla Tunus'u ele geçirmiş olan Hasan, kendi oğlu Ahmed tarafından 1540 yılında tahttan uzaklaştırıldı. Ahmed'le gelen İspanyollar, onu Sultân yapmayıp Napoli'ye gönderdiler, 1572 yılında kardeşi Muhammed'i kukla olarak kullandılar,Tunus'ta zulmün, taşkınlığın her çeşidini yaptılar, kitaplar at ayaklarında çiğnendi, Ezher'den daha eski olan Zeytûne Câmiine atlarını bağladılar. İspanyollar, Tunus'un da içinde bulunduğu Kuzey Afrika'yı ikinci bir Endülüs yapmakta kesin kararlı idiler. Kıyıda Bastillon'u inşâ ettiler, çok müstahkem bir kale idi, surları üzerinde 7 atlı, sıkışmaksızın gezebilirdi (İbn Ebî Dînâr, el Mûnis fî Akhbâri İfrîqiyyeti we Tûnis, Tunus 1350, s. 169-173).

Malta-Sicilya-Tunus üçgeni, Doğu Akdeniz'deki Osmanlı mülkü ile Batı Akdeniz'deki Osmanlı Cezâyir'i arasında çok tehlikeli bir engeldi, mutlaka kırılması gerekiyordu. Yoksa, Reconquista hamlesi, Cezâyir'i de zaptedip Kuzey Afrika'yı da Katolik Endülüs yapma yolunda faaliyetdeydi.

Onaltıncı yüzyılda Devlet-i ‘Aliyye-i Osmâniyye öyle güçlü idi ki, İnebahtı bozgunundan (1571) sonra donanma kısa zamanda yeniden inşâ edildi, eksikleri giderildi. Donanma-yı Hümâyûn, 1574 yılında Tunus'a geldi. Serdâr, Koca Sinân Paşa, Kapudân, Kılıç Ali Paşa idi. Bastillon'un kuşatılması sırasında, hendeğin doldurulması için yüklerle keçe, yapağı kullanıldı, Sinan Paşa bizzat hendek doldurmağa yardım etti. Uzun yıllar boyunca tahkîm edilen kale alındı, Tunus kesin olarak İslâm hâkimiyetine katıldı, Ağustos 1574.

Osmanlı Cihân Devleti Tunus'u, Hollanda ve Belçika'ya da sâhip olan, Almanya-İspanya İmparatoru Şarlken'in kolonisi olmaktan böylece kurtarmasa idi, o bölge, güney Amerika'da olduğu gibi, İspanyolca konuşan Katolik Afrika olacaktı. Aynı şekilde, 1578 de Türkler Vâdi'l Mahâzin savaşında Portekizlileri yenmeselerdi, Fas da yüzde yüz kesinlikle, Brezilya gibi, Portekizce konuşan Katolik bir ülke olurdu.

Onursal üye yerine: Şeref üyesi (‘Onur' un ‘honour'dan uydurulmuş olması, ayrı bir konu.) Karasal sular yerine: Karasuları Denizsel ürünler yerine: Deniz ürünleri Fiziksel yasa yerine: Fizik yasası Tarımsal ilaç yerine: Tarım ilacı Parasal durum yerine: Para durumu Nesnel yaklaşım yerine: Yansız yaklaşım Sanatsal anlayış yerine: Sanat anlayışı gibi…

Gereken; durumun ciddiyetinin farkına vararak karar vermek ve azimle o kararı uygulamaktır.

 

10367176_648107688617515_1835057174199602693_n

Etiketler: Tunus, Osmanlı, Hırsız, Zaman, avrupa
24.12.2014   Tunus'un Osmanlı Ülkesine Katılması
04.12.2014   Beyaz Atlı Prens
Harun Kolçak Hayatını Kaybetti
Harun Kolçak Hayatını Kaybetti
Bir süredir prostat kanseri tedavisi gören şarkıcı
Katar Emiri Türkiye’ye Teşekkür Etti
Katar Emiri Türkiye’ye Teşekkür Etti
Dün gece Katar Televizyonu’nda halka seslenen Kata
Siirt’ten Acı Haber: 1 Asker Şehit, 2 Asker Yaralı
Siirt’ten Acı Haber: 1 Asker Şehit, 2 Asker Yaralı
Siirt'in Baykan İlçesi'nde, PKK’lı teröristler tar
Başbakan Yıldırım’dan Deprem Açıklaması
Başbakan Yıldırım’dan Deprem Açıklaması
Ege'de dün gece yaşanan 6.5'lik depreme ilişkin Ba
Bakanlık Açıkladı! 43 Terörist Etkisiz Hale Getirildi
Bakanlık Açıkladı! 43 Terörist Etkisiz Hale Getirildi
İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklama ile
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Değişim Zilleri Tüm Gücüyle Çalıyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Değişim Zilleri Tüm Gücüyle Çalıyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Uçak Gemisi Yapacağız
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Uçak Gemisi Yapacağız
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Ülkemiz bir savaş gemisi t
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Almanya Konuşmama İzin Vermeyerek İntihar Ediyor'
Başbakan Yıldırım: 'Bu, AB'nin Ayıbı'
Başbakan Yıldırım: 'Bu, AB'nin Ayıbı'
Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye'nin Avrupa Birli
TBMM Başkanı Kahraman'dan Meral Akşener'e Tepki
TBMM Başkanı Kahraman'dan Meral Akşener'e Tepki
TBMM Başkanı İsmail Kahraman, kendisini eleştiren
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Kimseden İzin Almadan Yapmakta Kararlıyız'
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Kimseden İzin Almadan Yapmakta Kararlıyız'
İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen 22. Dünya P
Hakkari’de Patlama: 17 Asker Yaralı
Hakkari’de Patlama: 17 Asker Yaralı
Hakkari'de terör örgütü PKK’nın, askeri aracın geç
Bakan Soylu: “15 Temmuz’un Hesabını Sorduk!”
Bakan Soylu: “15 Temmuz’un Hesabını Sorduk!”
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 'Açık ve net, 15 T
Meteoroloji’den İstanbul’a Yağış Uyarısı
Meteoroloji’den İstanbul’a Yağış Uyarısı
Meteoroloji Genel Müdürlüğü, İstanbul için bu gece
Twitter Logo