İletişim     Künye     Yazarlar       Anasayfa          
Tarafsız Haber
SİYASET   DÜNYA   EKONOMİ   MAGAZİN   SPOR   SAVUNMA   KADIN   TEKNOLOJİ   TÜRKİYE   YAZARLAR   FOTO GALERİ   VİDEO

Osmanlı Afrika'da Ne Yaptı?

Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak - Osmanlı Afrika'da Ne Yaptı?


Okunma : 33338
Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak

 

Osmanlı'nın talihsiz kıtadan çekilişinin 100. yılında! Kara kıta Afrika günümüz global dünyasında ‘medeni' ve ‘gelişmiş' devletlerin güncel sömürü toprakları olmuş vaziyette. Çeşitli uluslararası organizasyonlar Afrika için her ne kadar çabalasa da bölge salgın hastalıktan, savaştan, açlıktan kırılmakta… Bu hâl insanlığın bir noktada canını yakarken küresel güçlerin iştahını kabartıyor. ‘Modern' küresel devirden geçmişe doğru uzandığımızda buraya medeniyet elini uzatanın Osmanlı olduğunu görürüz.

1_1

Resim: Az sünger topladığı için eli kesilen köle Afrikalı

Peki Osmanlı burada ne yaptı, ardından ne oldu? Osmanlı Devleti'nin Afrika ülkeleriyle ilişkisi, İber yarımadasında Endülüs medeniyetinin yıkılması sürecinde başlamıştı. İspanyolların Cezayir taraflarında Mersâ el-Kebîr, Vehrân (Oran) ve Bicâye'yi ele geçirmeleri Osmanlı Devleti'nin Akdeniz'deki çıkarlarını da tehdit ediyordu. Osmanlıların Afrika'ya ulaşmaları 16. yüzyılda gerçekleşti ve ilk adım Mısır'da oldu. 1517'de Mısır'ın alınmasıyla oradaki Memlûk dönemi sona erdi.Türk denizcileri Oruç, Hızır (Barbaros) ve İshak kardeşler 1516'da Cezayir'i İspanyollardan alarak Osmanlı hâkimiyetine soktular.

Bu aynı zamanda 7. yüzyıldan beri süren ancak İspanyol saldırıları ile tehdit altında bulunan Müslüman idarenin devamı oldu. Barbaros'un Osmanlı hizmetine kabul edilmesiyle Cezayir 1520'de, daha sonra Tunus 1534'de ve Trablusgarp 1551'de Osmanlı hâkimiyetine girdi. Böylece Kuzey Afrika tarihi bakımından yeni bir dönem başlamıştı. 8. yüzyılın başlangıcından 1830 yılına kadar ve bir anlamda günümüze kadar Kuzey Afrika, Arap, Berberi ve Türk hâkimiyetinde Müslüman yaşamında ve düşüncesinde Asya'nın ve Doğu Akdeniz'in bir parçası oldu. Ortaçağ'daki Fez ve Semerkand üniversiteleri aralarındaki iki bin millik mesafeye rağmen temelde Oxford ve Paris üniversiteleri gibiydiler. Osmanlı Devleti'nin Mısır'ı ele geçirmesinin temel sebebi de Portekiz saldırılarına karşı başarısız kalan Cidde, Mekke ve Medine'nin korumasını sağlamaktır.

Bu gelişme Osmanlıları, Akdeniz'de deniz yollarını denetim altına almaya ve öteki Kuzey Afrika ülkelerini fethetmeye yöneltmişti. Mısır Seferi'nin Batı Asya ve Kuzey Afrika açısından önemli sonuçları olmuştu. Müslümanlığın kutsal kentleri olan Mekke ve Medine'yi sınırları içine alması, Osmanlı Devleti'ne İslam dünyasının lideri olmak gibi bir prestij kazandırmıştı. Aynı zamanda, Osmanlı Devleti'nin Irak ve Mısır'a yerleşmesi, Hindistan yolu gibi dünya için son derece stratejik öneme sahip olan bir hattın sahibi olmuştu. Irak'ı alan Osmanlı, Basra Limanı'na sahip olarak stratejik bir avantaj daha sağlamıştı.

Bu durum; Portekiz tehdidi karşısında Hindistan'dan gelen çağrılar üzerine Osmanlıların, Hindistan yolunun güvenliğini sağlamak için Kızıldeniz'e deniz seferleri düzenlemesine sebep olmuştu. Daha önce Mısır'da egemen olan Memluk Sultanlığı, Ümit Burnu'nu dolaşarak Hindistan yolunu ele geçirmeye çalışan Portekizlilerin Doğu Afrika ve Kızıldeniz'de yarattığı tehdidi önlemede, yardımcı olması yolundaki çağrılara yanıt vermekle birlikte başarı sağlayamamıştı. Osmanlı sonuç olarak, Avrupalıların Asya'ya girmelerine engel olamadı ama, Doğu Afrika'ya (bugünkü Sudan ve Etiyopya kıyılarına, Somali, Eritre ve Cibuti'ye) yerleşmişti. Osmanlı'nın Afrika'daki varlığı Mısır'da egemen olmasıyla kuvvet kazanmıştı.

2_1

Resim: Afrika'dan Batılı sömürgeciler tarafından insanlık dışı uygulamarla kaçırılan köleler

Avrupalıların Ümit Burnu'nu dolaşıp Hint Okyanusu'na çıkarak Hindistan'a varmalarının oluşturduğu tehdit karşısında; Osmanlı bu güçlerle gerek okyanusta, gerek Afrika kıtasında mücadeleye başladı. Bu münasebetle Kanunî Sultan Süleyman devrinde 4. Hint Seferi sırasında Habeşistan fethedilerek Habeş Eyaleti kuruldu (1554- 1560). Kızıldeniz'deki Osmanlı faaliyetleri, Hindistan Seferi için hazırlanan donanmanın Süveyş'ten kalkarak Sevâkin'e çıkarma yapması ve burada ileri bir deniz üssü kurmasıyla başladı ve gelişti. Kızıldeniz sahilleri ve Habeşistan üzerinde tam kontrol sağlanarak Zeyla'da yeni bir deniz üssü kuruldu. Osmanlı Devleti'ni Asya ve Avrupa'da uğraştırmakta olan meseleler, merkeze uzak kalan bu bölgelerde yeni teşebbüslere geçilmesine fırsat vermedi. Osmanlı Afirkayı ‘Güney Amerika' olmaktan kurtardı Osmanlı; Doğu ve Batı Akdeniz'de Avrupalı Hıristiyan devletlere karşı İslam dünyasının koruyuculuğunu üstlendi. Cezayir ve Kuzey Afrika, Türkler sayesinde İspanya ve Portekiz'den kaynaklanan büyük bir felaketten kurtuldu. Aynı dönemde, İspanya'nın Güney Amerika'da işgal ettiği devletlere uyguladığı politika tam bir soykırım idi.

Eğer İspanya Cezayir'den başlayarak Kuzey Afrika'yı işgal etmeye muvaffak olsaydı, Endülüs ve Güney Amerika'da yaptıklarını orada da yapması kuvvetli bir olasılıktı.

Osmanlı egemenliği altındaki üç yüzyılda, Cezayir Devleti'nin gelecekteki sınırları belirlenmiş ve idare geleneği bu dönemde başlamıştır. Benzeri durum Tunus ve Libya için de geçerlidir.

Uzak ve uçsuz bucaksız İnka, Maya ve Aztek imparatorlukları kısa bir süre zarfında Avrupalıların eline düşmüştü. Afrika'nın birçok zayıf devleti, neden çok uzun bir zaman Avrupalı sömürgeci güçleri uğraştırdı?

Çünkü, Osmanlı Devleti, Portekiz ve İspanyollara karşı Kuzey Afrika ve Doğu Afrika'da pozisyon almıştı.

Bu bölgelerde Endülüs'te yaşanan medeniyet vandalizmi, insan kırımı ve kültürel ve dini hezimetin yaşanmasını kısmen enellemiş ve izin vermemişti. Osmanlı Afrika'daki İslam halklarını ve medeniyetini korumak için harekete geçti. Avrupa'da ise bizzat kendisi bir medeniyet tesis etti. Yeniden şehirler kurdu, adalet ve eğitim sistemini Avrupa'ya taşıdı. Osmanlı Devleti'nin, 16. yüzyılda Afrika ve Arap Yarımadası siyaseti sadece güney sınırlarını güvenlik altına almak için değildi. Bundan daha önemlisi Kutsal Kentler yani Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere ve adı geçen coğrafyada yaşayan müslümanların güvenliği idi.

Ayrıca, Timbuktu, Kayrevan ve Kahire'de gelişip serpilen İslam medeniyetini zenginleştiren kültürel, sosyal ve mimari değerleri korumaktı. Örneğin, Mâlûf mûsikisi. Bu müzik türü Emeviler zamanında Bağdat'tan doğup Endülüs Emeviler'in hakim olduğu İspanya'da gelişti. Batı'daki Haçlı saldırıları başarılı olunca aslında çoğunun kökeni İspanyol olan ama sonradan Araplaşmış ve Müslümanlaşmış kitle, bir dinsel temizlik ve soykırım hareketi sonucu İspanya'yayı terkedince tüm unsurlarıyla Endülüs Medeniyeti son bulmadı. Kuzey Afrika'da kendine yeni bir yaşam alanı buldu. İşte Maluf musikisi de bu sırada Fas, Tunus Cezayir ve Libya'ya taşındı. Osmanlı musikisi ile yeni bir alışverişe girdi. Bugün bizim Türk sanat musikisi diye adlandırdığımız musiki bu coğrafyada Tunus'ta Mâlûf, Cezayir'de Gırnatî ve Fas'ta âlâ veya Endülusî diye biliniyor. Birçok eser ortak olarak icra ediliyor. Osmanlı Devleti'nin Portekiz ve İspanyolların kendi aralarında dünyayı paylaşıp, Akdeniz ve Kızıldeniz sahillerinde sömürgecilik yapmalarına izin vermesi beklenemezdi.

Osmanlı “imdat/yardım diyenlerin seslerine kulak vermiştir. Osmanlı, güçlü olduğu dönemlerde kendi kendini yönetebilen ve herhangi bir tehdit karşısında zayıf kalmayan devletler ve emirlikleri ele geçirme gayreti gütmemişti. Faslılar Osmanlı Devleti'nin yardımına ihtiyaç duymadan yaşayabilmişlerdi; Zanzibar, Harar Emirliği ve Darfur Sultanlığı da aynı şekilde… Ama bu son ikisi, ihtiyaç duyulunca Osmanlı'ya bağlanmışlardı. Ama hepsi halifelik bağı olarak Osmanlı'ya bağlıydı. Osmanlı Fas Sultanı da halifelik iddiasında bulunmasına rağmen Fas ile de ilişki kurmuştu.

Avrupalı güçler karşısında Fas ile sen-ben kavgasına tutuşmaktan kaçınmıştı. Uganda'dan sonra Osmanlı'ya ihtiyaç yoktu Afrika coğrafyasının tamamı Osmanlı'nın doğal olarak gidemediği yerlerdi. Daha doğrusu, hem doğal olarak gidemediği hem de kendisine ihtiyaç duyulmayan yerlerdi. Örneğin, bugünkü Somali, Etiyopya ve Kenya topraklarının bir kısmında egemen olan Harar emirliği...Zenzibar Sultanlığı Umman Sultanlığı'nın ikiye ayrılmasıyla 18. yüzyılın başından itibaren güçlenmişti. İngiliz sömürgeciler gelip faaliyete başlayana kadar etkin bir devletti. 1880'li yıllara değin Darüsselam'dan Uganda'ya kadar yayılan bir devletti.

Osmanlı da Uganda'ya kadar gitmiş ancak orada durmuştu. Çünkü Osmanlı'ya burada ihtiyaç yoktu. Afrika'da 19. yüzyıl sonrlarında kendisine ihtiyaç duyulduğunda da yeterince destek olamamış, gücü yetmemişti.

Bölgenin kültür ve medeniyetine katkı sağlamak amacıyla, özellikle ticari ve tasavvufi hareketlere destek vermişti. Ama diğer taraftan, burada sömürgeci saldırılara karşı ortak bir bilinç gelişiyordu. O yüzden Afrika'daki birçok ulusal kurtuluş mücadelesi dinsel ve tasavvufi karakter içerir.

Batı eksenli kaynaklarda aksi iddialar da var, bilhassa Osmanlı dönemini karanlık dönem olarak tarif eden çokça literatür görmekteyiz. Fakat bu iddialar doğru değildir. Kuzey Afrika'da Türk hâkimiyeti devrinin geri kalmaya sebep teşkil ettiği, zorba bir dönem olduğu ve Türklerin genelde idareleri altına aldıkları yerleri geliştirme düşüncesine sahip olmadıkları şeklinde bazı suçlamalar; Osmanlı arşiv kaynaklarının yeterince incelenmediğini veya konuya maksatlı yaklaşıldığını göstermekte.

Zira ırkçılığa dayanan ve kendi kültürünü empoze eden Fransız sistemiyle mahallî kültürlerin gelişmesine yardımcı olan ve yönetimi altındaki bölgelere idarî özerklik tanıyan Osmanlı sisteminin karşılaştırılması halinde Türk devri hakkında daha objektif değerlendirmeler yapılacaktır. Maalesef bugün tam olarak ne bu coğrafyada yaşayanlar ne de Türkiye'de yaşayanlar tam olarak Afrika'daki Osmanlı mirasından haberdar değiller. Halbuki musikiden edebiyata, tarih kayıtlarına, arşiv belgelerine kadar ortak çok şey var. Çok sınırlı denebilecek sayıda akademik eserler var ancak akademik işbirlikleri çok az.

Afrika ve Afrika ülkelerinin tarihi Osmanlı belgeleri ve kaynakları kullanmadan yazılamaz. Ama yazılmış… Ve Osmanlı asırları ya önemsenmemiş ya da kayıp asırlar suçlamasına maruz bırakılmış batılı ve yerel tarihçiler tarafından. Hakkaniyet ölçüsünde yazanlar ise kenarda kalmış… Bundan sonra Türkiye'de yapılan akademik araştırmalar çeşitli destek projeleri ile hızlıca Arapçaya ve Fransızcaya çevrilmelidir. Ortak bilimsel toplantılar, sergiler, kültürel faaliyetler yapılmalıdır.

19. yüzyılda yeni sömürgecilik hareketi başladığında, Osmanlı Avrupa'daki topraklarını Rusya ve Avusturya ordularına karşı savunma konusunda çeşitli zaaflar gösterdi ve dramatik mağlubiyetlerle karşılaştı. Bu bakımdan Afrika'da Avrupalı devletlerin başlattıkları saldırgan ve yayılmacı politikaları önlemek konusunda yetersiz kaldı. Kuzey Afrika'da kendi egemeliğindeki toprakları hedef alan başta Fransız sömürgeciliği olmak üzere, İtalyan ve İngiliz saldırılarına arzu ettiği şekilde karşılık veremedi. Yerel direniş hareketlerinin başarılı olması için el-Cevâib gibi gazetelerde kamuoyu desteği sağlandı. İtalyanların Trablus'u işgalinden sonra ise burada halkı örgütlemek ve Senusi hareketine destek vermek üzere bölgeye gizlice subaylar gönderildi. Balkan Savaşları'na kadar Osmanlı Devleti çeşitli kanalları kullanarak bölgeyle ilgisini sürdürmeye çalışmıştı. Osmanlı subayları, memurları Libya'da örneğinde olduğu gibi, yerli halkı batılı emperyal güçlere karşı organize etmeye çalışmıştı.

Batı sömürgeciliği Afrika'da çok acımasız bir şekilde insan haklarına aykırı uygulamalara imza atmıştır. Belçika Afrikası denilen bölgede yeterli kauçuk toplamadığı için eli ve ayağı çapraz kesilen 5 yaşındaki kız çocuğu fotoğrafı hala zihinlerdedir. Mısır'da 1907 yılındaki Danşüvay Olayı sebebiyle haksız yere idam edilen kişiler ve Mısır'daki İngiliz Konsolosu olan ama fiilen vali gibi hareket eden Cromer falaka ve kırbaç cezasını işgalden sonra kaldırmakla övünüyordu. Ama bu cezaları haksız yere tüm köylülere uyguladı. Bu iki olay Belçika ve İngiliz sömürgeciliğine büyük darbe vurmuştu.

Fransızların sömürgeci yöntemleri Cezayir, Tunus, Batı Afrika'da zaten işkence ve katliamların çokça uygunlandığı zalimliklerle dolu bir tarihtir. Bugüne gelince, zalimlikler bir ölçüde devam ediyor. Ancak sahnedeki oyuncular farklı. Ne yazık ki dış güçlerin yazdığı senaryolar yerli aktörler tarafından oynanıyor ve uygulanıyor.

Etiketler: Afrika, Tarih, Uluslararası, Başarı, Eğitim, Güvenlik, Kontrol, İslam, Tarihi, Darbe, Sınır, Siyaset, Objektif, Sahne, Dram, İnsanlık, Diş, Fransız, Doğa, Poz, Fotoğraf, Amerika, Sanat, Asya, Politika, Olay, Falaka, Dünya, Türk, Osmanlı, Osmanlı Devleti, Rusya, Paris, Umman, Uganda, Türkiye, Tunus, Sudan, Somali, Portekiz, Mısır, Libya, Kenya, İspanya, Irak, Hindistan, Fas, Etiyopya, Eritre, Cibuti, Cezayir, Belçika, Avusturya
01.12.2014   Osmanlı Afrika'da Ne Yaptı?
Erdoğan: Hükümetimiz İdam Konusunu Muhalefetle Görüşecek
Erdoğan: Hükümetimiz İdam Konusunu Muhalefetle Görüşecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kısıklı'da evinin önünde to
Erdoğan ve Putin Anlaştı!
Erdoğan ve Putin Anlaştı!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devle
İlker Başbuğ: Erdoğan, Cemaate Karşı Tek Başına Savaş Verdi
İlker Başbuğ: Erdoğan, Cemaate Karşı Tek Başına Savaş Verdi
CNN TÜRK ekranlarında Ahmet Hakan ile Tarafsız Böl
İşte Erdoğan'ın İstanbul'a Gelirken Pilota Verdiği O Talimat
İşte Erdoğan'ın İstanbul'a Gelirken Pilota Verdiği O Talimat
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Erdoğan’ın Dalaman'dan
İşte Suriye Harekatını Yöneten Komutan
İşte Suriye Harekatını Yöneten Komutan
TSK’nın bu sabah saatlerinde Suriye'nin Cerablus b
Şırnak’tan Acı Haber: 2 Asker Şehit 2 Asker Yaralı
Şırnak’tan Acı Haber: 2 Asker Şehit 2 Asker Yaralı
Şırnak'ın Uludere İlçesi'nde güvenlik güçleriyle P
İstanbul’da FETÖ Operasyonu
İstanbul’da FETÖ Operasyonu
İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, FETÖ/PDY yöne
Tunceli’de Polis ve Hakimleri Taşıyan Helikopter Düştü
Tunceli’de Polis ve Hakimleri Taşıyan Helikopter Düştü
Tunceli'de içinde 7'si polis 14 kişinin bulunduğu
Referandum Sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan İlk Açıklama
Referandum Sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan İlk Açıklama
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da Esen
Bakan Soylu: 'Türkiye'de Eyalet Meyalet Olmaz'
Bakan Soylu: 'Türkiye'de Eyalet Meyalet Olmaz'
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Enerji ve Tabii
TSK'dan Kılıçdaroğlu'nun Karşılanmasıyla İlgili Açıklama
TSK'dan Kılıçdaroğlu'nun Karşılanmasıyla İlgili Açıklama
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Bandırma
Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD Bakanı İle Görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD Bakanı İle Görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Dışişleri
Yurdaer Okur Gözaltına Alındı
Yurdaer Okur Gözaltına Alındı
Ünlü oyuncu Yurdaer Okur KKTC Ercan Havaalanı'nda
Erdoğan'ın Başyaveri Albay Ali Yazıcı da Hain Çıktı!
Erdoğan'ın Başyaveri Albay Ali Yazıcı da Hain Çıktı!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başyaveri Al
Başbakan’ın Uçağına Taciz Ateşi Açıldı!
Başbakan’ın Uçağına Taciz Ateşi Açıldı!
Yıldırım Ankara'ya giderken Jandarma'nın tacizine
Darbe Girişiminde Türk Jetlerini Yabancı Pilotlar Mı Kullandı?
Darbe Girişiminde Türk Jetlerini Yabancı Pilotlar Mı Kullandı?
Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi
İstanbul’da Metrobüs Yoldan Çıktı! Yaralılar Var!
İstanbul’da Metrobüs Yoldan Çıktı! Yaralılar Var!
İstanbul Acıbadem’de metrobüs yoldan çıktı.
Hanife'nin Havuz Pozu Olay Oldu
Hanife'nin Havuz Pozu Olay Oldu
İzdivaç programıyla adını duyuran gelin adayı Hani
Altın Zirvede
Altın Zirvede
Altının gram fiyatı artan jeopolitik risklerle tüm
Savcı Atilla Taş İle İlgili Kararını Açıkladı
Savcı Atilla Taş İle İlgili Kararını Açıkladı
FETÖ’nün medya yapılanması'na ilişkin davada savcı
PKK’dan Hain Tuzak: 1 Şehit 5 Yaralı
PKK’dan Hain Tuzak: 1 Şehit 5 Yaralı
Şırnak’ta Küpeli Dağı'nda güvenlik güçlerinin oper
Erdoğan, 'Güzel Bir Türkiye İçin Tabii Ki Evet' Programına Katıldı
Erdoğan, 'Güzel Bir Türkiye İçin Tabii Ki Evet' Programına Katıldı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Bu dönemlerde
Diyarbakır’da PKK’ya Ait Çok Sayıda Mühimmat Ele Geçirildi
Diyarbakır’da PKK’ya Ait Çok Sayıda Mühimmat Ele Geçirildi
Diyarbakır’ın Lice İlçesi kırsalında kırsalında ba
Twitter Logo